11 Ağustos 2015

CHAI MASALA KEK


Hindistan’da yetişen çayların yine bu bölgede yetişen baharatlar ile karıştırılması ile elde edilen  Chai Masala,  “baharat karışımlı çay” anlamına gelmekte. Chai Masala’nın içerisinde bulunan baharatlar; kakule, tarçın, zencefil ve karanfil. Geleneksel Chai Masala’daki baharat karışımı zencefil ve kakule içeriyor. “Kahra” denen bu karışım, adını Hindistan’daki kutsal bir nehirden almaktadır.

26 Temmuz 2015

MATCHA KEK




Nispeten geç tanıştım matcha ile. Hatta, yaklaşık 2 ay önce Chado'nun Arnavutköy'deki çay dükkanında içtim ilk defa desem yeridir. Sonrasında hem çayını yapmaya başladım, hem de tariflerimde kullanmaya. Şimdiye kadar aşağıda fotoğraflarını da görebileceğiniz matchalı beyaz çikolata, kıtır kıtır ve kek yaptım. Bu yazıda kekin tarifini paylaşacağım sizinle. 

Love is...



Bizim Şıpsevdi yani. Cook&Walk instagram hesabında paylaşıyorum arada sırada. Mutfakla ilgili olanları bulabildiğim kadarıyla toparladım. Hepsi o kadar tatlı, romantik, komik ve cezbedici ki, dönüp dönüp bakıyorum ama favorim yukarıdaki. Neyse, Fazla söze gerek yok. Yazı kendini karikatürlerle anlatıyor zaten..

1 Temmuz 2015

ŞEFTALİ GRANİTA

Yazmam gereken yazılar var, evden çıkma şansım yok gün içerisinde ama dondurma istiyorum. Öyle böyle değil! Akşam yemeğine de arkadaşımı davet ettim üstelik. Tatlı olarak şeftalili rustik pay yapacağım da, yanına şöyle serin serin bir şeyler olsa pek güzel olur. Kendim yapayım o zaman dondurmayı! Bir deneyeyim yani. Stand mikserime o muhteşem dondurma aparatını hala almadığım için dondurma yapamam. Granita yapayım o zaman, ne zamandır aklımdaydı. Pay ve granita için yeterli şeftali var evde nasıl olsa. Birbirlerinin tadını bayacaklarını da sanmıyorum. Deneyip bi görelim en azından. 

25 Haziran 2015

KARABUĞDAYLI LİMONLU MERCİMEK ÇORBASI


“Yok artık Çağla! Yine mi karabuğday?!” dediğinizi duyar gibiyim. Haksız da sayılmazsınız hani. Siz de beni anlayın ama şimdi. Cheesecake yaptım da çorba mı yapmayacağım :) Aslında asıl suçlu benim yemek yapma şeklim. Elime birbiriyle yakışacağını düşündüğüm ne geçerse atıveriyorum tencereye. Mercimek ve karabuğday da böyle kavuştular işte. Ah! Bir de geçen hafta uyguladığım detox var tabii. İlk gün, yaptığım antrenmanla birleşince biraz ağır geldi ve akşam öğününe çorba koymaya karar verdim. Biraz da ilave proteine ihtiyacım olacağı için karabuğdayı seçtim. Fena da olmadı hani. 

19 Haziran 2015

ŞEFTALİLİ RUSTİK PAY


Şeftaliye bayılırım! En sevdiğim meyvedir. Ahh.. kimi kandırıyorum ki, bütün meyveleri severim ben. Yaz, kış fark etmez. Kışın bi oturuşta bi kilo ekşi ekşi portakal yiyebilirim. Meyve ağacı gördüğümde dayanamam.  Yaz aylarımı geçirdiğim Artvin’de tüm çocukluğum boyunca koşullar da buna elverişli olmuştu hep. Rahmetli dedem, kapıdaki dut ve erik ağaçlarının dalları arasına ince uzun kütükler yerleştirmişti. Bu sayede, hem ağaçlara rahatlıkla çıkabiliyor hem de oturup meyve yiyebiliyorduk. Üniversitedeyken kampüsteki karadut ağaçlarının altından çıkmazdım. Kaç ayakkabı kaç t-shirt boyadım bu uğurda.  Ayvalık’ta da incir ağacı. Hem tırmanması kolay, hem otur bi dalına ye yiyebildiğin kadar. En son 10 gün kadar önce koşudan dönerken kapıdaki erik ağacına çıktım bi heves ama sokağın çocukları bana bırakırlar mı, çoktan bitmiş erişilebilir noktalardaki erikler. Ben de sopa yardımıyla topladım toplayabildiğim kadar. Tabii sonra git de yiyebil market hatta pazardan aldığın meyveyi.  

2 Haziran 2015

KARABUĞDAY TABANLI CHEESECAKE

Kinoa salatası tarifimde biraz anlatmıştım karabuğdayı ne kadar önemsediğimi. Bu esmer lezzet ile Türkiye’de market raflarında yerini almadan önce, 2008 yılında Moskova’da tanıştım. Ruslar, bir porsiyonluk paketlerin içerisindeki karabuğdayı poşetiyle beraber kaynar suya atıp haşlıyor, pişen karabuğdayı poşetten tabaklarına aktarıp arzu ettikleri şeylerle karıştırıp her öğün yiyebiliyorlardı. Türkiye’ye dönünce aradım taradım ama nafile, yoktu. Pek yaygın olmamakla birlikte birkaç senedir raflarda artık.

14 Nisan 2015

YuYu ve KAHVALTI

YuYu, bir arkadaşımın lakabı değil, fotoğraftaki yumurta&yulaf ikilisine verdiğim isim. Eğer kendim yapmamışsam ekmek bulundurmuyorum evde genelde. Yoo yemediğimden değil! Bilakis, çok severim. Güzel bir ekmek, mesela yanına sadece domates peynirle ya da tahin pekmezle ya da üzüm ve peynirle.. bile başlı başına bir öğün olabilir benim için. Ama o "güzel bir ekmek" evde yoksa çözümü farklı yollardan üretmek de ayrı güzel oluyor. 

Bu sabah da öyle bir şey oldu. Buzdolabında Kümes Tarabya'dan aldığım leziz bir lor peyniri, köy yumurtası, avokado ve benim de şahane bir kahvaltıyla haftaya daha iyi başlayasım var. Ama ekmek yok! Pancake yapasım da yok. Yulaf var. Onunla bir şeyler yapabilmek lazım.

25 Mart 2015

KİNOA, ROKFOR VE GREYFURTLU VE...


"İyi de neden kinoa?" diye sormuştum kinoanın popüler olmaya başladığı ilk zamanlarda. "Çünküüü.." ile başlayan pek çok cevap da aldım elbette.

20 Mart 2015

BOL LİFLİ PANCAKE


“Pancake’den bahsediyoruz burada, buğday rüşeymi de nereden çıktı şimdi!” dediğinizi duyar gibiyim. Daha önce tadına bakmış olanlarınız vardır eminim. Pek de öyle boş boş yenebilecek bir tada sahip değil, en azından benim için. Diğer yandan, gelin görün ki, Mayo Clinic’in bile “10 sağlıklı besin” listesine girmiş bir gıdadan bahsediyoruz. Buğday rüşeymi, yani tohumu, yani embriyosu, buğday tanesinin vitamin ve mineral açısından en zengin parçası. Evet, ekmek de buğdaydan yapılıyor ancak buğdayın una rafine edilmesi sırasında ayrıştırılıyor bu zengin içerikli parça. Panik yok! Ayrıca satılıyor buğday rüşeymi. Neler mi var buğday tanesinin sadece %2,5’ini oluşturan bu parçanın içerisinde. Kabaca sayacak olursak, asıl önemi B vitamini, E vitamini ve zengin lif içeriğinde, bunların dışında, çinko, magnezyum, kalsiyum açısından da zengin. 

1 Mart 2015

KAHVE İLE DNA’MIZIN NE ALAKASI (MI) VAR


Yazıya başlamadan önce, içerikte bahsedeceğim konunun neden bu kadar ilgimi çektiğinin hikayesini kısaca anlatayım size.

26 Ocak 2015

ÇİKOLATA


Buraya yazmaya başlamadan önce epey derinlemesine araştırma yapmam gereken bir konuydu çikolata. 

20 Ocak 2015

MAKARNA


Beni tanıyan bilir makarnaya olan düşkünlüğümü, hem yemeye hem de yapmaya. Öyle dışarıda değil, genelde evde kendim yapıp yemek daha güzel geliyor. İster arkadaş ağırlamasında, ister tek başına yenen bir yemekte sade ya da ne çeşit ve içerikte istenirse. Pişirme süresine ve diriliğine dikkat edildikten sonra makarnanın arzu edilen her türlü malzemeyle hazırlanabileceğini düşünüyorum. Evet, şekerle de elbette! Hatırlıyorum, çocukluğumuzda bazen makarnamızın üzerine şeker serperdi annem. Çok da lezzetli olurdu. Zaten sütlacı da tuzlu yapardı bazen :) 

15 Ocak 2015

NELER OLMUŞ NELER OYSA...

sokak sanatı - Kingston

Cook&Walk ismi yetersiz kalmaya mı başladı yoksa ben bu blog içeriğindeki amacımdan mı sapmaya başladım? Demek istediğim, yemek ve seyahat yazılarının dışında yazmak istediğim başka konular da oluşuyor gün be gün. Oluşuyor derken, burada da yazma isteği babında söylüyorum. Hani "hakkımda" sekmesinin altında da yazdığım gibi, Cook&Walk'u yazmaya başlamaktaki amacım; yemek, gezmek ve gezmek içerisinde yemekti. Diğer yandan, asıl amacım; iş stresinden kurtulmak! Lakin gelin görün iş stresinden kurtulmak için yapmaya başladığınız şeyi yine iş yoğunluğu ve stresi sebebiyle layıkıyla yapamaz hale de gelebiliyorsunuz.