8 Aralık 2012

MASAL ŞEHİR PRAG


Aralık ayında yayımlıyorum ama Prag ziyaretimi Haziran'da gerçekleştirdim. Sene bitmeden 2012'ye dair beklettiğim bütün yazı ve fotoğrafları paylaşma niyetindeyim, yetiştirebilirim umarım.

Cumartesi sabah Prag'a vardığımızda henüz kalacak bir yerimiz yoktu. Prag'ı biliyor muyduk? Hayır! Tanıdık kimse var mıydı? Evet. Yvona var ama o hafta sonu şehir dışına çıkması gerekiyordu. Gitmeden önce kalacak bir yer önerip öneremeyeceğini sormuştum. Küçük Mahalle'de (Mala Strana) Karel Köprüsü'nün (Karluv Most) ayağındaki butik otelleri önermişti. Böyle olunca konaklayacak bir yer bulma amacıyla bu bölgeye gittik önce. Oda sorduğumuz dördüncü motelde, kalmayı planladığımız bir gece için yer bulabildik. Sadece cumartesi ve pazarımız ama görülecek çok yer vardı. Elimde, gittiğim her yer için kılavuzluğundan faydalandığım DOST Görsel Gezi Rehberi ile olduğu kadar diyerek dolanmaya başladık Gülseren'le. Otel görevlisine geleneksel bir Çek birahanesi önermesini istemiştim. Önerdi de. hatta harita üzerinde tarif ederek gösterdi yerini ama o haritayı kaybettim ve birahanenin adını da haritaya yazmıştım. Bu yüzden nerede olduğunu ve adını sizinle paylaşamayacağım.


Çekler kişi başı tüketilen yıllık bira miktarıyla dünya lideri. İkinci sırada İrlanda ardından da Almanlar gelmekte (bilgi için teşekkür ederim Okan). Biraları Çek'ler için bir çeşit gurur kaynağıymış. Haklılar da. En tanınmış Çek birası, ilki 1842'de üretilen ve adını Plzen şehrinden alan Pilsner'dir. Yoğun şerbetçi otu tadına sağip olan bu bira, lager yöntemi denen, fermentasyon ve düşük sıcaklıkta olgunlaştırma tekniği ile üretilir ve dünyadaki diğer lager biraların ortak adı olan Pilsner de buradan gelir. Ben bu tekniği ilk kez lisans öğrencisiyken gittiğim Efes Pilsen'in fabrikasında görmüştüm. Fermentasyon tankından henüz çıkmış biranın tadı dinlendirilmiş halinden çok daha güzeldi. Aşağıdaki fotoğrafta birahanede dekorasyon amaçlı kullanılmış olan geleneksel bakır bira kazanının üst parçası görünüyor. Biralarına diyecek yok ama şarapları da lezzetli. Kaç şişe şarap aldım hatırlamıyorum ve hepsi de lezzetli çıktı. Yazık ki isimlerini de hatırlamıyorum. Bundan sonra sizinle de paylaşabilmek için bu konuda daha dikkatli olsam iyi olur sanırım :)


Haziran, mevsimsel olarak çok güzel bir zaman Prag'ı ziyaret etmek için ama inanılmaz kalabalık. Bir dahaki sefere baharda gitmeyi deneyeceğim. İlk ya da son farketmez yeter ki kalabalık olmasın. Kalabalık demişken, şimdiye kadar gittiğim başka hiç bir yerde grup halinde erkek turist görmemiştim. Moskova dahil! Gerçi Moskova'ya Eylül ayında gitmiştim ondan olabilir mi acaba! Hal böyle olunca, bu kadar turist kalabalığı içinde çok da gezmek istemiyor insan.

Prag haritasını elime ilk aldığımda “bu, Prag 1, Prag 2... de ne demek!” diye sormuştum kendi kendime. Şehir, merkez noktası Prag 1 diye başlayarak merkez dışına doğru artan rakamlarla numaralandırılmış. Vitava Nehri'nin iki yanına konumlanmış şehir merkezinde bununan dört bölge; Eski Şehir (Stare Mesto), Yahudi Mahallesi (Josefov), Küçük Mahalle (Mala Strana) ve Yeni Şehir (Nove Mesto). 

Eski Şehir Meydanı'nda avrupa kupası maçları sebebiyle dev ekranlar ve konser alanı kurulmuştu. Şehrin en güzel meydanı olduğu söylenen bu meydanda araç trafiğine kapalı olması sebebiyle sokaklarda rahatlıkla yürüyebiliyorsunuz. Burada size fotoğraflarını sunacağım iki önemli yapı; ünlü Astronomi Saati'nin bulunduğu Eski Belediye Sarayı ve Tyn Kilisesi bulunuyor. Belediye sarayı'nın kulesine çıkılabiliyor, çok da güzel bir manzarası var bildiğim kadarıyla ama biz o kuyruğu beklemeyi göze alamadık açıkcası. Astronomi saati zamanı göstermesinin yanında ay ile güneşin dünya etrafında dönüşlerini de canlandırır. Saat üç farklı zamanı gösterir. Dış halka; 24 saatlik bir günün hesaplanmasında güneşin hareketlerinden yararlanılarak eski Bohemya zamanını, roma rakamlarından oluşan halka ise kullandığımız saati gösterir. Mavi bölüm gökyüzünün görünen kısmını simgeler. 12 bölümden oluşan bu kısım yazdan kışa doğru değişen günışığı saatlerine bölünmüştür. Bu saatte her saat başı bir gösteri gerçekleşir. İlk önce, saatin solunda bulunan ve Ölüm'ü simgeleyen iskelet sağ elinde tuttuğu ipi çeker, öteki elinde ise ters çevirdiği bir kum saati vardır. Ardından, iki pencere açılır ve havariler bir daire çizerek sağdan sola doğru dönerler. Bu bölümün sonunda bir horoz öter ve saat başını belirten çan çalar. Saatteki diğer figürler arasında, başını sallayan bir Osmanlı, aynada kendine bakan Kibir ve Açgözlülük de sembolize edilmiştir.  

Prag'lı Yahudiler 16. yüzyılda utanç işareti olarak sarı bir halka takma zorunluluğunda bırakılmış ve Hıristiyanlar tarafından türlü bahanelerle suçlanmışlar. Bu ayrımcılık 1784'te II. Joseph ile birlikte azalmış ve onun anısına Josefov adını alan Yahudi Mahallesi 1850 yılında resmi olarak Prag'a dahil edilmiş. Eski Yahudi Mezarlığı ve Eski-Yeni Sinagog orada olduğum dönemde ziyarete kapalı olduğu için sadece mezarlığın dışarıdan birkaç fotoğrafını çekebildim ne yazık ki. Bu alan 300 yıldan fazla süreyle Yahudilere ayrılan tek mezar olmuş ve yer darlığı sebebiyle, insanların birbiri üzerine 12 kat gömülmesi gerekmiş. Küçük bir alana sıkışmış 12 bin civarı mezar içermektedir ancak yaklaşık yüz bin kişinin buya gömüldüğü sanılmaktadır. 

Kentin tarihi 9. yüzyılda kurulan kale ile başlar. Tarihi boyunca defalarca yenilenen kale 1918 yılından beri Cumhurbaşkanı'nın resmi ikametgahıdır. Detaylı bir gezi yapamadım kalede, sadece onun için bir tam gününüzü ayırmanızı öneririm. Bir dahaki sefere ben öyle yapacağım. Kalenin arka ucunda şehre doğru inen eski kale merdivenlerinin başında çok keyifli bir ortam yaratılmış. Tahminen tüm gününüzü alabilecek gezinin ardından şarabınız alıp çimlere uzanarak eşsiz Prag manzarasının keyfini çıkarmanızı öneririm. Kaleyi eksiksiz gezemedim ama bu keyfi gerçekleştirdim. Yazının başında gördüğünüz manzara da o andan. 


Motelimizin bulunduğu Kampa Adası'nı da içeren Küçük Mahalle'ye 18. yüzyıl sonundan beri yeni bina inşa edilmemiş. Burada, Karel Köprüsü'nün sağ alt kısmından yükselen enfes kokuyu takip ettiğinizde Trdlo'ya ulaşıyorsunuz. Çok basit ama lezzetli bir çörek Trdlo. Sıcak sıcak yendiği için sanki yaza pek uygun değil gibi gelse de denemenizi tavsiye ederim. 

Prag'ın en ünlü anıtı olan Karel Köprüsü, Eski Şehir ve Küçük Mahelle'yi birbirine bağlar. Köprünün en keyif aldığım anı; insanların azaldığı akşama doğru bir saatte şaraplarımızla heykellerden birinin dibine oturup nehri ve şehrin sessizliğini dinlediğimiz andı. 

Kuklacılık 17. yüzyılın sonlarında Hollanda, İngiltere, İtalya ve Fransa'dan seyyah kuklacılar tarafından getirilmiş ve Çek kukla firmaları 18. yüzyılın sonunda kurulmaya başlanmış. Başlangışta sahnede aktörlere eşlik eden insan boyutunda basit kuklalar varmış ama zaman içerisinde çeşitliğin gelişmesiyle daha küçük ve biçimlendirilmiş kuklalar imal edilmiş ve yalnızca kuklaların kullanıldığı performanslar sergilenmeye başlanmış. En basit formlusundan, hayranlıkla seyredeceğiniz detaylara sahip olanına kadar farklı ve çok çeşitlilikte kukla görebilirsiniz Prag sokaklarında. Benim favorim aşağıdaki balerindi. Balerinlere ya da objelerine özel bir ilgim yok aslında. Belki onca renk ve şekildeki kuklanın arasındaki duru halinden, belki gerçekçiliğinden, belki bakışlarından... bilemiyorum  ama gözümü alamadım bu kukladan.

 

Bohemya'lı cam işçileri, kireç taşı ve kaya taşını birleştirerek zamanın İtalyan camlarından daha sağlam, temiz, renksiz bir cam oluşturmuşlar. Bohemya Kristali teriminin doğuşu da bu şekilde olmuş ve zaman içerisinde mükemmel kesim ve gravürleriyle de ününe ün katmayı başarmış. Valizimin içeriğini düşünerek bu eşsiz kristallerden edinmeye cesaret edemedim açıkcası. Diğer yandan o kadar çok çeşit var ki karar vermesi çok zor ve turizm mevsimi olması sebebiyle de fiyatlar biraz abartılıydı sanırım. Bu sebeple ufak tefek objelerle sınırlı tutup gelecek ziyaretimde yapmaya karar verdim kristal alışverişimi. Aşağıda gördüğünüz çanı, adını "etekleri zil çalan kız" koydum, cam törpüler ve birkaç kristal küpe aldım sadece. 


İki güne çok şey sığdırdığımız bu geziyi beraber keyifle yaptığım Sevgili Gülserencim, teşekkür ederim :)  


http://www.praguewelcome.cz/en/
Dost Görsel Gezi Rehberi
http://www.puppetsinprague.eu/
http://en.wikipedia.org


2 yorum:

Adsız dedi ki...

çok yönlü,sıcakkanlı,içten ,samimi,sevgidolu,yaşadıklarını duygularını,bi çocuk heyecanı ile paylaşmayı seven sevgili arkadaşım...hep eline vursun,vursun ki bizlerde senın gözlerinden,yüreginden bakalım dünyaya.senın dilinle tadalım yediklerini,senın kahkahalarınla gülelim.senın kalbinle sevelim yeni dostları...teşekkürler....

Adsız dedi ki...

Masal şehri Prag'da masallar gibi iki günlük gezi için olması gereken herşey yanımdaydı zaten yani Çağla'yla beraberdim daha ne olsun ki?! Neler neler sığdırdık küçük bi haftasonuna ve birkez daha anladık ki zaman algılarımızdan ibaret, bazen saniyeler saatlere günlere denk..Serseri serseri gezdik şehri adım adım ve yağmurda şarap içtik, iliklerimize kadar ıslandık otele koşarken. Karel Köprüsü'nden ayaklarımızı sallandırdık polis bizi kovalayana kadar:) Çok mutluyduk, çok mutlu olmak yine algıladığımız çokluk duygusuyla doğru orantılıyken. Çağlacım, canım tekrar teşekkür ederim. İnanılmaz keyifliydi seninle Prag, tıpkı masallardaki gibi. Sevgiyle, Gülseren:)