8 Temmuz 2012

ÇİĞDEM'İN YAZ MAKARNASI

Evet makarna tarifi olacak bu yazıda ama olayımız makarnayla başlamıyor, bunun bir de menemeni var :) Uzun zamandır hasret kaldığım pazar sabahı tembelliğimdeyken (tembellik dediğime bakmayın sabah 8:30 da uyandım. Yine!) Çiğdem aradı; -N'apıyosun? -Hiçç n'apıyım yataktayım hala kitap okuyorum, sen?? -Ben de yeni uyandım 15-20 dk. oldu... -Günaydın o zaman... -Gelsene kahvaltıya? -iyi olurdu, seni de özledim aslında ama çok miskinim, evde kalmak istiyorum. -Gelsen sana menemen yapardım beraber kahvaltı ederdik ne güzel :) -Tamam o zaman geliyorum... Canım da nasıl menemen çekiyor anlatamam, gece hayaliyle uyudum denebilir. Kalktım gittim tabii. Eve vardım bir de ne göreyim! Apartmanı sarmış domates kokusuyla beraber bir kahvaltı masası bekliyordu ki beni gözlere şenlik. Kardeş sohpeti de cabası.


Makinem yanımda olmadığı için fotoğraflar telefonla çekildi. Kusura bakmayın lütfen, bu seferlik böyle.

1 Temmuz 2012

BERLİN...

O kadar uzun zaman olmuş ki yazmayalı, blogger sayfası değişmiş ondan bile haberim yok. Altı ay geçti ve buraya yazacak hiç bir şey yapmadım mı, hiç fotoğraf çekmedim mi? Yapmaz olur muyum, çekmez olur muyum ama öyle durdular kenarda, şimdiyi beklediler.

Bazen, hayatın rutininden kopuyor insan ya da öyle demeyeyim de aklınızın bi kenarında kıpırdanıp duruyor yapmayı istedikleriniz ama diğer tarafta da günlük hayatın temposu izin vermiyor onlarla ilgilenmeye. Sonra bu tempo bi akış tutturmuş gidiyor, güüüya sizin hayatınız. Planlıyosunuz olmuyor... vardır bi hayır! Hayal ediyorsunuz oluyor... e hadi hayırlısı o zaman!