8 Aralık 2012

MASAL ŞEHİR PRAG


Aralık ayında yayımlıyorum ama Prag ziyaretimi Haziran'da gerçekleştirdim. Sene bitmeden 2012'ye dair beklettiğim bütün yazı ve fotoğrafları paylaşma niyetindeyim, yetiştirebilirim umarım.

5 Aralık 2012

IZGARA PALAMUT VE SALYANGOZ

   
Dostlarla biraraya gelmek bulması zor bir şans halini aldı neredeyse. Birimiz için uygun olan tarih diğerimize uymuyor, birimizin İstanbul'da olduğu gün diğerimiz iş için başka bir şehire gitmiş oluyor. Bırakın arkadaşları ikili ilişkilerde bile denk getirilmeye çalışılıyor paylaşımlar. Grup halinde buluşmak güzel bir anı oldu artık. Yaratmak lazım, zamanı, imkanı, ortamı, koşulu, bahaneyi yaratmak lazım. Çatkapı yapamayız o ayrı ama fırsat bulmamız lazım. Aynı şehirde yaşadığın arkadaşının sesini telefonda duymaya, yüzünü sosyal medyada görmeye mahkum etmemek lazım ilişkileri. Geçen gün Gökhan'la konuşuyorduk, "sosyal medyanın geriye bıraktığı bir anısı yok ki" dedi. Evet, işte bu, sosyal medyanın anısı yok gerçekten. Kendi kendimize gülüyoruz, sanki o tek başına bir bireymiş gibi, yüzlerce insan sandığımız bir zaman tünelinde kendimizi paylaşıp arkadaşlarımızla görüştüğümüzü sanıyoruz. Yanlış anlaşılmasın, sosyal medya paylaşımlarına karşı değilim hatta bir parçasıyım da ama diğer yandan kaybettirdiği somut paylaşımlar, anılar da telafisiz yerlere sahip hayatımızda.

8 Temmuz 2012

ÇİĞDEM'İN YAZ MAKARNASI

Evet makarna tarifi olacak bu yazıda ama olayımız makarnayla başlamıyor, bunun bir de menemeni var :) Uzun zamandır hasret kaldığım pazar sabahı tembelliğimdeyken (tembellik dediğime bakmayın sabah 8:30 da uyandım. Yine!) Çiğdem aradı; -N'apıyosun? -Hiçç n'apıyım yataktayım hala kitap okuyorum, sen?? -Ben de yeni uyandım 15-20 dk. oldu... -Günaydın o zaman... -Gelsene kahvaltıya? -iyi olurdu, seni de özledim aslında ama çok miskinim, evde kalmak istiyorum. -Gelsen sana menemen yapardım beraber kahvaltı ederdik ne güzel :) -Tamam o zaman geliyorum... Canım da nasıl menemen çekiyor anlatamam, gece hayaliyle uyudum denebilir. Kalktım gittim tabii. Eve vardım bir de ne göreyim! Apartmanı sarmış domates kokusuyla beraber bir kahvaltı masası bekliyordu ki beni gözlere şenlik. Kardeş sohpeti de cabası.


Makinem yanımda olmadığı için fotoğraflar telefonla çekildi. Kusura bakmayın lütfen, bu seferlik böyle.

1 Temmuz 2012

BERLİN...

O kadar uzun zaman olmuş ki yazmayalı, blogger sayfası değişmiş ondan bile haberim yok. Altı ay geçti ve buraya yazacak hiç bir şey yapmadım mı, hiç fotoğraf çekmedim mi? Yapmaz olur muyum, çekmez olur muyum ama öyle durdular kenarda, şimdiyi beklediler.

Bazen, hayatın rutininden kopuyor insan ya da öyle demeyeyim de aklınızın bi kenarında kıpırdanıp duruyor yapmayı istedikleriniz ama diğer tarafta da günlük hayatın temposu izin vermiyor onlarla ilgilenmeye. Sonra bu tempo bi akış tutturmuş gidiyor, güüüya sizin hayatınız. Planlıyosunuz olmuyor... vardır bi hayır! Hayal ediyorsunuz oluyor... e hadi hayırlısı o zaman!