11 Ağustos 2014

ARTVİN


Üniversiteye başlayana kadar kendimi bildim bileli her yaz okulların kapanmasıyla gidip, sonbaharda okullar tekrar açılana kadar tüm yaz tatilimi geçirdiğim bir yerdi benim için Artvin. Sanki yaşadığım asıl şehir orasıymış (şehre toplasam iki ya da üç kere gitmişimdir gerçi), diğeri de anne ve babamın iş, Çido'yla benim de okul için yaşadığımız şehirmiş gibi hissederdim. Orada doğmamıştım oysa! İskep ve Başköy arasında anaanne, babaanne, dedeler, amcalar, teyzeler, dayılar, yengeler, kuzenler, akrabalar... ile koccaman bir aile olarak geçerdi zaman. Geriye dönüp baktığımda tekrar yaşamak isteğiyle o kadar çok an, o kadar çok anı, paylaşım, hikaye geçiyor ki gözümün önünden, oradaki son on günümü yazmaya fırsat vermeyebilir bu çocukluk hikayelerim...


8 Ağustos 2014

CEVİZLİ, FRENK ÜZÜMLÜ KEK

Kuzinede pişen her şeyin tadı bi başka oluyor gerçekten. Artvin'de olduğum süre boyunca neredeyse tüm yemekler, ekmekler onda yapıldı. Öyle, odunu atıp kuzineyi yakıyosun, ısınınca tepsiyi fırınına veriyosun sonra da şu kadar süre sonunda pişiyor ve çıkarıyosun gibi bir süreç yok buradaki pişirme işleminde. Aslında kullanma pratiğine bağlı olarak vardır tabii de, bende yok. Neredeyse 15 senedir sobada pişirilmiş bişey yemedim. Benimse o yaşlarda böyle bir tecrübem zaten yoktu. Anca annem ya da teyzelerim yemek, ekmek yaparken onlara yardımcı olmuşumdur


25 Temmuz 2014

ZENCEFİLLİ SOMUN KEK

Bu aralar zencefille pek bi haşır neşirim. Tazesi, kurusu, tozu.. Yoğurttan granolaya, yulaf ezmesinden keke, kurabiyeye, çaya, tavuğa, çorbaya, balığa,  ete.. elimin gittiği hazırladığım her yiyeceğe katar oldum neredeyse. İşin ilginci, girdiği her yere, eşlik ettiği her tada yakıştı şimdiye kadar. Özel bir sebebi yok bu ilgimin, bir şeyde kullanıp da yakaladığım tadı beğenince başka bir şeyde daha deneyip görmek istiyorum nasıl sonuç vereceğini ve böyle devam edip gidiyor..